Diyarbakır

Diyarbakır

Diyarbakır


Mimarı kim bu kadim kentin? Koca kentin tek bir mimarı olur mu? Diyarbakır’ın mimarı Karacadağ’dır. İster binlerce yıllık geçmişi olan Ulucami’ye, ister Meryem Ana Kilisesi’ne, ister surlara gidin, ister 150 yıllık geçmişi olan geleneksel bir Diyarbakır evine, Karacadağ’ın mirası karşılar sizi. Siyah bazalt üzerine cis ile yapılmış beyaz süslemeler, siyahın vakur duruşu üzerine beyazın zarafetini ekler. Aslında Diyarbakır’ın özetidir bu siyah beyaz fotoğraf, vakur ve zarif.

5 bin yıl kesintisiz ibadet edilen kaç mekan bulabiliriz dünyada? Önce güneş tapınağı, sonra kilise ve cami. Binlerce yıllık hafızası ve heybetiyle Ulucami, kufi yazıtlar ve kalem işi süslemeleriyle bir o kadar zariftir. Hemen yanı başında daracık sokakta yürürken, yanınızda şairler belirir, şiirlerle yürüyüşünüze eşlik ederler.

Yaş otuz beş! Yolun yarısı eder.

Dante gibi ortasındayız ömrün.

Delikanlı çağımızdaki cevher,

Yalvarmak, yakarmak nafile bugün,

Gözünün yaşına bakmadan gider.

Şiirin sonuna gelmeden, dışarıdan dümdüz görünen bir duvar üzerinde duran küçücük bir ahşap kapıya ulaşırsınız. Ne olabilir ki bu kapının arkasında? Tereddütle girersiniz içeriye. Kocaman bir avlu, şadırvanları, eyvanları, her bir mevsim için ayrı ayrı dizayn edilmiş mekanlarıyla Diyarbakır sivil mimarisinin en güzel örneklerinden biri, Cahit Sıtkı’nın evidir bu. Biraz şaşkın biraz hayran çıkarsınız mekandan aklınızda şu soruyla: Bu siyah beyaz kent başka ne sürprizlere gebe?