Adıyaman

Adıyaman

Adıyaman


Mezopotamya’nın bitip, Küçük Asya’nın başladığı topraklar. Kabaca doğu ile batının sınırı. Helenizm deyince herhalde Adıyaman gelmez kimsenin aklına. Oysa Helenistik düşüncenin dünyadaki en büyük abidelerinden biridir Nemrut Dağı Tümülüsü. Hem inanışları hem de sanatlarıyla bu sentezi vücuda getirmiş bir medeniyet Kommagene Krallığı. Belki de mecbur kalmışlar bu sentezi oluşturmaya. Her ne kadar Roma savaş makinasını ateşe verip durdurmaya muktedir olsalar da! Ve büyük kral Antiochos... Theos demiş kendine, ilahlık iddiasında yani. Tanrı sınıfına geçmiş midir bilinmez ama her yıl binlerce insanın 2100m yükseklikteki mezarında güneşin doğuşu ve batışına şahitlik ettiğini düşünecek olursak, Antiochos için ölümsüz kral diyebiliriz elbette.

Ata hükümdarlığını devraldığım zaman, dindarlığımın bir sonucu olarak, tahtıma bağlı Krallığı “tüm tanrıların ortak yurdu” yaptım. Onları, şekli temsillerini kendi soyumun talihli köklerinin geldiği “Pers ve Hellenlerin” eski usullerine göre çeşitli biçimlerde yapmak suretiyle, kurbanlar keserek ve şölenler düzenleyerek, eskiden beri insanlar arasında ortak bir adet olduğu üzere, onurlandırdım. Onursal duyguları somut ifadeye dönüştürmek ise benim hak bilir düşüncemin bir buluşudur. Zamanın tahribine dirençli bu tapınaksal mezarın temellerini göksel tahtların yakınında atmaya karar verdim. Bu kutsal mekân, sadece ileri yaşıma rağmen hâlâ sıhhat ve selamet içinde olan bedenimi saran kılıfa, tanrının sevdiği ruhum Zeus Oromasdes’in göksel tahtlarına yolcu olduktan sonra, ebedi bir istirahatgâh olsun istemedim. Buranın aynı zamanda bütün tanrıların ortak tahtları olmasını da kararlaştırdım. Çünkü benim çabalarım sonucunda orada sadece kahraman atalarımın şu gördüğün resim dizeleri bulunsun istemedim; daha çok da, bu kutsal tepe üzerinde tanrıları temsil için kutsanarak dikilen ilahi bir figür, artık ıssız kalmayacak bu mekânı tanrılar karşısında ifa ettiğim dindarlığın bir kanıtı olarak görsün istedim.

Fırat nehrinin hemen kenarında yeşermiş daha nice hikaye var Adıyaman’da; kimi Nemrut Dağı’nın gölgesinde kimi baraj gölü sularının altında kalmış. Bir kulak verilse, hiç susmadan anlatacak gibi duruyor şehir öylece Nemrut Dağı’nın gölgesinde…